geçmiş anlatılmadıkça deşilmeyecek bir şeydir benim gözümde. kimsenin nereden geldiğini, bir zamanlar ne olduğunu nasıl yaptığını hiç merak etmedim, sormadım soruşturmadım. bir zamanlarımın en yakın arkadaşı Haşin’in önceden evli olduğunu ve bu evliliğinden bir erkek çocuğu bulunduğunu bile bana çok sonraları Didem ile Nur söylemişlerdi. Dostum benim için bana gösterdiği kadardı, ben sormam o da söylemedi çok da önemli değildi. epey sonra ben evlenmiş ayrılmak üzereydim o da yeniden evlenmek üzereyken sanırım eski eşiyle görüşüp görüşmediğini sormuştum nihayetinde oğluna o kadın bakıyordu. üniversiteden sevgili sonrasında evlilik ile bir süre devam etmişler ve ayrılmışlar pek de görüşmüyorlarmış. “o benim karımdı ama hiç bir zaman kadınım olamadı” şeklinde tarihi bir cümle etti bana.
ne demek istiyordu: kağıt üzerinde ankara belediye başkanının nikah memuruna vermiş olduğu yetkiyle karı-koca ilan edilmişlerdi. her şey bununla bitmiyordu hatta bundan sonra başlıyordu. kalbim, ruhum, aşkım, hayatım, canım, cicim, yavrum bunlar havada bir araya gelmiş bir kaç harften ibaret kalıyorlardı gönülde ne kadar karşılığı vardı. o konuşurken aklıma sokrates geldi “bazı kadınlar sizi filozof yapar siz sizi kral yapacak kadınları seçin” çocuk epey düşünmüş dedim içimden. tam erecek bir yolunu bulmuş ve kirişi kırmıştı, ondan sonra belki daha sefil ama kendince bir yaşam.
benim çok az arkadaşım var bir iki bilemedin belki üç tanedir ama dört hayatta değildir eminim. hepsi de böyle gamlı insanlar işte.