zaman zaman hikayelerimden geçtiği oldu malum arkadaşım eskinin kıskancı ve yakın dostum Haşin Gülistanlı. benim dışımdaki herkes gibi hayatın merkezine oturttuğu benliğiyle, her şeyi herkesten en iyisini bilir edasıyla, o anlaşılmaz kendine güveniyle, hiç değişmez sevgi dolu bakışıyla yıllar sonra ofisime ziyarete geldi. yıllardır görüşmüyorduk sadece arada bir kaç telefon konuşması ya da bayram kutlayış mesajı dışında.
23 gün tüm avrupayı arabayla dolaşmışlar üç arkadaşıyla beraber, lyubniyada sevgili yapmış, monakonun ebatlarını ölçmüş 3.5 km ye 1 km bu bilgi ile şok etti beni, çok gezmiş çok dolaşmış ucuz otellerde kalmış hayatına rengahenk katmış kısacası. ulan hiç mi imrenmez bir insan inan hiç oralı olmadım. keşke ben de gideydim göreydim diye düşünmedim. gezmeyi, görmeyi, eğlenmeyi hiç sevmeyen birisi olarak öylece dinledim zaten Haşin ortalarda ise sadece dinlersiniz o hep anlatır siz dinlersiniz. İçinde çok güzel bahçeleri olduğuna inandığım tuhaf bir arkadaşım işte, yıllardır kopmadık hep iyi günlerimiz oldu. kötü günlerde -aslında benim kötü günlerimde- zaten ortalarda görünmezliği ile meşhurdur.
her şeyden kopmuş olduğunda hiç bir şey sana dokunmuyor anlaşılan, seni bağlayan şeylerin azlığı dokunulmazlık ya da bir nevi ulaşılmazlık veriyor insana. millet tek tabanca ya da tek bıçak gezerken benim elim ayağım değil tabanca mitralyöz ile tank ile dolu ardımda civarımda bir ordu ile geziyor gibiyim küçükten beri. sorumluluk abidesi yapılsa benim heykelim dikilmelidir.
Charles Bukowski “çok aç kaldım, bir kaç öğün yiyecek yemediğim bile oldu. açlığın ne olduğunu bilmeyen paranın da kıymetini bilmez” diyor. Gene de insanlar paranın kıymetini bilecek kadar aç kalmasınlar ama para belindeki silah kadar güçlü ve kıymetli. iş yapabilme, iş yaptırabilme gücüne denk geliyor neredeyse bu da bir adamın saygınlığını belirliyor. çok düşündürücü bir konu yarın da buna değinelim. kadınları bıraktık madem paraları konuşalım o halde.
öpüyorum badem gözlerinizden