çok şey vardı aklımda, geldikleri gibi de gitmişler.
“bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin” diyen rahmetli Nazım daha sonra tarihte okuduğum en güzel mutluluk tarifini içeren şiirini yazacaktı.
“bu anda ne düşmek dalgalara, ne hürriyet, ne karım, toprak, güneş ve ben bahtiyarım”
bir an geliyor ve kimsesiz, gamsız, tasasız oluyorsun minnak bir süre işte. yarınsızlık dünsüzlük zamansızlık bu da seni dertsiz kılıyor.
soru yoksa sorun da yok aslında bu kadar basit,
yıpranmış bir gemi halatı gibiyim hayat çımacısının ellerinde, geril geril nereye kadar, tel tel olmuşum handiyse kopacağım ve hala koca gemiyi babalara bağlıyorum.