hüzün buraların toprağında, suyunda, havasında, dağında kısaca her yerinde, üzüntü bizim milli besinimiz olmuş. tanımayanı, tatmamış olanı yoktur etrafta o yüzden üzüntüyü paylaşmak için birisi her zaman bulunabilir empati için olmasa bile içten içe sevinmek için yanında birisi olabilir. ama coşkunu paylaşmak için seninle ciddi bağ kuran birisi lazım, sevincinle sevinen üzüntünle hemhal olan birisi işte bu çok zor. öyle buruk bir tebessüm değil, ağız dolusu kahkaha, cıvıl cıvıl gözlerden bahsediyorum.
ömrü hayatımızda kaç kere coşkulu sevinçlerimiz oluyor ki onu da kendi içimizde yaşamak zorunda kalıyoruz, herkes de bir kuyruk acısı, bir çekememezlik, gizli bir ajanda kıskançlık ve değer bilmemezlik var, bu da yakıyor işte insanı. benim sevindiğime sen sevinmiyorsan bir nanelik vardır sende bu kadar basit işte.
sevinmiyorsan siktir git
sevilmiyorsan da sen siktir git.
durmak kurutur insanı.