karşı bağın üzümü

daha güzel bir burun daha güzel bir surat anlamına gelmiyor her zaman. bazen sokakta, denizde ya da dizilerde insan görüyorum kadınlar ekseriyetle kesilmiş burun ve pörtlemiş dudaklarla dikkatimi çekiyor. birileri bunlara dolgun dudaklı olmanın tıka basa doldurulmuş dudaklı olmak anlamına gelmediğini ne zaman anlatacak hele o hokka o domuzumsu burunlar, Allah muhafaza çok yazık ediyorlar kendilerine.

çok da kasımpaşa sanki, kimin neresine ne yaptırdığı, alan memnun veren daha da memnun, toplumun kemiklerinin eridiği bu günlerde bu da işte değinilmeye değer diye düşündüm.

küsmek nasıl bir şey sanırım ucu barışmaya açık hani şöyle biraz nazlanıp eğer özür dilenirse pişmanlık gösterilirse gene iletişime dönülebilir gibi bir durum söz konusu. kimseye küsmüyorum ben kırıldığımda gidilecek kadarsa gidiyorum, sollayıp geçtiğim arabayı da bir daha merak etmemek gibi bir şey sanırım benim yaptığım.

güzel nedir; kendimde çok karşılaştığım bir soru: makul bir cevabım hiç olmadı, bu da belki varoluşu itibariyle değil de sonuçları itibariyle değerlendirilebilecek bir şeydir kim bilir. güzel mi : “içimde papatyalar açtıran şeylere derim” denilebilir mesela, “görünce gözlerimin içi gülüyor” da diyebilirler yani kişi etkileri üzerinden yorumlayarak anlayabiliyor bir sobanın sıcak olup olmadığını fotoğrafından değil de yanına varıp elinizi değince hissedebilmeniz gibi derim ben.

şöyle bir taslağım var hazır 55 yaşıma da girmişim 15, 25, 35, 45 ve ben bir araya gelelim acaba ne konuşuruz bu halimizle. en çok da 15 yaşımı merak ediyorum biliyor musun, o güzel, o cılız çocuk ne yapıyor acaba? 25 elleriyle hayata tutunmaya çalışıyor ne yapacağını da pek bilmiyor işe girmiş para kazanmaya başlamış, 35 ve 45 biraz üvey evlat, 55 mi o ise tam bir muamma,

Yayım tarihi
Genel olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir