çok cömertsiniz

“It is very generous of you”

bu sözü hiç bir dilde duyamayacaksınız, hep şu denecek yüzünüze olmasa bile içlerinden ve arkanızdan “gerzeğe bak, durduk yerde elindekini bana verdi, verecek tabii, sıkıysa vermesin hepsini de almasını bilirim ben. zavallı onu seveyim diye bana para verdi tabii ki verecek benim hayatımda olmak kolay mı sanıyorsun sen. hakkımdan başkasını almam ben, bana gelmişse bana gelecektir kimsenin dahli olduğunu düşünmüyorum. o kim ki bana yardım etsin, daha fazlasını beklemese geriye neden böyle bir şey yapsın düşün bakalım…..”

işte böyle düşünceler içindeyim kaç gündür ama bir yandan da bakara süresinde nedense çok sevdiğim “mimma rezaknahum yunfikun” ayeti geliyor aklıma mealen o güzel ve kurtarılmış insanlar rızıklandırdıklarımızdan başkalarına da pay verirler diyor. ben kendimi cömert olarak gördüğüm için değil, zaten bir şey vermiş olsam bile sağ elimden sol elime geçene kadar unutmuş olurdum.

cömertlik sadece ayni ve nakdi (mal ve para) olmak zorunda değil, duygusal olanı çok daha yıpratıcı aslında. en baştan değil de ortasına geldik artık ama gene de söyleyeyim “vermek bu zamanda, bu yabanilerin dünyasında seni küçültür” okuduğum çok kitaptan birisinde -yaban diyarlardaki yabancı- aynı şeyden bahsediyordu, darda kalan bir çifte yardım eden kitabın bilgesi teşekkür edenlere “aman sakın bana minnet duymaya kalkmayın, ben bunları kendim için yaptım, minnet karşındakini nefretle sonuçlanır” diyordu.

bir iki haftadır dönüp dolaştığım bir konu bu, vermek nedir ve bu sana zarar verecek ise neden verilir. vermek kavramını para vermek, yardım etmek, sevmek, iltifat etmek ya ne bileyim senden çıkıp karşıya giden her türlü iyi şey olarak düşün işte. kahramanlığın aptallık olduğuna karar vermiştim geçen ay, bu da bir tür kahramanlık işte uzaktan da olsa öyle be.

ben mi tabii ki değişmem, birinin borcu varsa gider kapatırım, darda ise yardım ederim, kavga ediliyorsa derhal müdahale ederim ayırmaya çalışırım, yaşlı ise karşıdan karşıya geçiririm, yaya geçinde durur insanlara yol veririm, başkaları için düşünürüm yani bu benim. ama gene de bu işlerin teorisini yapmayacağım anlamına gelmemeli. kazandığım paranın tamamının şahsıma ait olduğunu hiç düşünmedim mesela, benim param kelimesini bir kere o da sinirli olduğum bir anda yaptığım bir yardımı sorgulayan anneme söylemiştim keşke dilimi eşşek arısı soksaydı da söylemeseydim.

ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir ki denildiği gibi Allahın olduğu yerde kimin mülkü var denilebilir ki.

içimden boz bulanık bir şeyler akıyor bu günlerde, bende olmadığım zamanların izdüşümü bu yazılar.

Yayım tarihi
Genel olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir